Kesişen korkular

Müjde Işıl – Bir banliyöde okula yeni atanmış bir öğretmenin sınıfındaki 17 öğrenci, gece yarısı arkalarında hiçbir ipucu bırakmadan ortadan kaybolur. Sınıfta sadece Alex kalmıştır geride. Tüm gözler, öğretmen Justine’in üzerine çevrilir. Doğrudan “Fareli Köyün Kavalcısı” masalını anımsatan “Weapons/Silahlar” seyirciye bundan çok daha fazlasını sunuyor.
Haberin Devamı
Öyle değil
“Barbarian” ile tanınan Zach Cregger’ın yazıp yönettiği “Silahlar” anlatım diliyle González Inárritu’ya yakın duruyor. 2000’lerin başında ‘kesişen hikâyeler’ ile bütünleşen Inárritu’dan sonra taklitleri artmıştı ama yakın dönemde perdeye o denli güçlü kesişme öyküleri gelmiyordu. Cregger bir yandan kişilerin hikâyelerini birleştirirken bir yandan da her karakterin kendi gözünden kesişme ânına şahit ediyor seyirciyi. Dolayısıyla filmin hem senaryo hem de teknik kurgusu hayli başarılı.
Cregger bölümlerle paralel olarak seyirciyi farklı taraflara yönlendirecek hamleler yapıyor. Örneğin Justine’in hikâyesinde günah keçisi ilan edilmiş bir öğretmenin çalkantılarını gösteriyor. Film sanki onun vicdan hesaplaşmasıyla ilerleyecek gibiyken öyle olmuyor. Kayıplar arasında oğlu bulunan baba Archer’ın hikâyesinde ise eldeki deliller, toplumu tehdit eden zihin yönlendirme deneylerine doğru kayıyor gibi ama öyle olmuyor. Alex’in hikâyesinde ise zorbalığa dair vurgular var; bu, Alex’in intikam yolculuğuna mı evrilir diyorsunuz ama o da öyle olmuyor. Açıkçası Cregger seyirciyi sürekli yemliyor. Ayrıca King’in eserinden uyarlanmış gibi hissiyat yarattığı da söylenebilir. Aralarda referans aldığı Stephen King’e (“It”, “Shining”) bariz göndermeler yapıyor.
Haberin Devamı
Bunca farklı yönlendirmeden sonra filmin çözülme noktası şaşırtıcı, bazılarına ise kolaycı gelebilir. Kolaycı diyenlere Cregger öyle bir mizah katıyor ki finalde, saygı duymadan bitiremiyorsunuz filmi. İşin ilginci senaryoda bariz mantık hataları var. Örneğin öğretmenin, Alex’in sınıftan aldıklarını hiç fark etmemesi, Archer’ın rüyasında gördüğü silah figürünün bir bağlama oturmaması gibi… Ayrıca banliyö yaşantısı ile ilgili bir alt metin ya da sosyolojik tespit bekleyenler için de bir alan açmıyor Cregger. Ama film o kadar sarıyor ki bu handikapları fark etseniz bile görmezden gelebiliyorsunuz. Bunu yapabilmek bir film için farklı bir başarı ölçüsü hiç kuşkusuz. Kahramanlarının koşma tarzı ise şimdiden ikonlaştı.
Filmin yıldız ismi Josh Brolin gibi görünse de öğretmen rolündeki Julia Garner özellikle başlarda iyi bir oyunculuk çıkarıyor. Alex’i canlandıran Cary Christopher da sonlarda benzer başarıyı sergiliyor. Ama filmin gizli yıldızı tecrübeli aktris Amy Madigan. Onunla ilgili ne yazsak spoiler olacağı için en iyisi izleyip hayran kalmak.
Haber Kaynak : MILLIYET.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”